Alperenler ne diyor? ‘Doğu Türkistan’da Uygur Türkleri katlediliyor, siz kalkmış Kutsal Emanetler’in bulunduğu Topkapı Sarayı’nda içkili konser düzenliyorsunuz’.

Sanatçı İdil Biret’in konser afişlerini yakıyor, tekbir ve sloganlar eşliğinde eylem düzenliyor, etrafa korku salıyorlar.

Kültür Bakanı Ertuğrul Günay ise, kendi vatandaşına yabancılaşmış bir ifadeyle bu eylemcileri ‘yaratık’ olarak nitelendiriyor ve Türkiye’nin çağdaşlık yolundaki gelişmelerini, ilerlemelerini engellemeye çalışanlara asla hoşgörü gösterilmeyeceğini söylüyor.

Tamam hoşgörü gösterilmesin, bu ürkütücü girişim sonuna kadar kınansın, emniyetimiz gerekli incelemeleri yapsın, cezaları neyse verilsin vs. vs.

Ama ileri gitmeyi, gelişmeyi ve çağdaşlığı ‘klasik müzik konseri ve içki’den ibaret sanan, sığ ve şekilci düşünce yapısı da artık eleştirilsin.

Bu tür eylemler, Sivas olaylarına dönüşebileceği, insanların can güvenliğini tehdit eden bir potansiyel içerdiği ve yakışıksız olduğu için kınansın, ‘Biz ne güzel Batılılar gibi içkimizi içip çağdaş çağdaş klasik müzik dinliyorduk ki, Türkiye’yi geriye götürmek isteyen bu yaratıklar geldi, bizi ilerleme ve gelişme yolumuzdan alıkoydu’ şekilciliğiyle kınanmasın.

Bu yaşananları sadece ilerleme/geriye gitme bağlamında değerlendirmenin bizi yanlışlığa sürükleyeceği unutulmasın ve devletimiz kendi vatandaşını koruyup sahip çıkabiliyor mu, esas buna bakılsın.