Anne olduktan sonra annenin kıymeti anlaşılır derler ya, tam da öyle oldu. Annelik yolunda ilerledikçe, kendi annem bir kahraman gibi görünmeye başladı bana. Çocuk gözlerimle anneme bakarken, evimizin her türlü işini pratik bir şekilde halleden, asansörsüz apartmanımızın yedi katını elinde puset ve pazar torbalarıyla arşınlayan, muhteşem yemekleriyle karnımızı doyuran, eksik olmayan misafirlerimizi layıkıyla ağırlayan ve bütün yorgunluğuna rağmen gülümseyen güzeller güzeli bir kadın görürdüm. 

O vakitler şaşkınlık içinde izlerdim onu. Şimdiyse hayranlık duyuyorum ona, ki buraya kadar anlattıklarım onun sadece bir boyutu. O bunlardan çok daha fazlasını hayatına sığdıran bir kadın çünkü. Her daim okuyan, hayatı doğru algılayan, kendini sürekli yenileyen, son derece bakımlı, hoş ve zevk sahibi bir iş kadını aynı zamanda. 

Ancak her şeyin ötesinde benim en çok önemsediğim başka bir özelliği vardır annemin, o da nasihat etmeyi hiçbir zaman sevmemiş olmasıdır. Nasihat etmek yerine, örnek olmayı tercih etmiştir. Hiçbir zaman üzerimde baskı kurmamış, beni kalıplara sokmamış, asla duygu sömürüsü yapmamıştır. Koyduğu prensiplerle sınırlarımı belirlemiş, sadece ben ihtiyaç hissedersem yorumda bulunmuştur. 

Ben olma yolculuğunda beni özgür bırakan bu eşsiz kadına ne kadar teşekkür etsem azdır.