Bir zamanlar dövme yaptırmak bir isyan şekliydi. Gençler dövme yaptırmak istediklerini söylediklerinde anne babalar kıyameti koparırdı. Evlatlıktan reddetme tehditleri havada uçuşurdu. Şimdilerde ise dövme giderek evcilleşiyor. Toplum tarafından kabul edilen, hatta alkışlanan bir kıvama geliyor.

Koluna Atatürk imzasını dövme olarak yaptıran garson ‘Müşteriler dövmeme bakıpkadeh kaldırıyorlar’ diyor. Bileğine ‘Atatürk’ ün resmini dövme olarak yaptıran genç ‘İnsanlar sokakta benialkışlıyorlar’ diyerek seviniyor. Dövmeci ustası ise Atatürk dövmelerini bedavaya yaptığını, asla belden aşağıya Atatürk dövmesi yapmayacağını beyan ediyor. Yani iş bir nevi misyonerliğe dönüşüyor. Böylelikle, kutsal olan bir kez daha kutsanıyor.

Bir zamanlar bedenleri ve kimlikleri dönüştürmek için kullanılan dövme, artık kimlikleri sabitlemek için kullanılıyor. Bazıları ‘Kemalist’ kimliklerini bu şekilde sabitleme ihtiyacı duyuyor. Peki ama bu dövmelerin -birilerinin siyasi sembol olarak gördüğü- türbandan ne farkı kalıyor?

Yakında her türden siyasi görüş dövmeleşecek gibi görünüyor. İş o hale geldiğinde her çeşit dövmenin Atatürk imzası kadar kabul göreceğini düşünmek biraz saflık oluyor.

Kimbilir belki bazı dövmeler 301. maddeye falan takılır. İşte asıl şenlik o zaman başlar!