Bol ağlamaklı, acılı yakarışlarla dolu, alışılmış bir Müslüman Cenazesi değildi. Eğer bu kalabalık bir cami avlusunda değil de, başka bir mekanda toplansaydı, pekala, bir kokteyle katılmış kalabalık bir insan topluluğu olarak algılanabilirlerdi. Kuaförden henüz çıktığı belli, son derece şık, ille de hafif makyajlı, kocaman güneş gözlüklerinin ardında birbirini inceleyen, yeni gelenleri baştan aşağı şöyle bir süzen kadınlar biraz daha çaba gösterseler birkaç damla gözyaşı dökmeyi başarabileceklerdi.

Koyu renk takım elbiselerinin içinde bir yandan ciddi ve kederli ifadelerini koruyan, bir yandan da kendilerini, işlerinden, son politik gelişmelerden ya da futboldan bahsetmekten alıkoyamayan erkekler, arada bir de ''Yazık oldu kıza, daha çok gençti!' demeyi ihmal etmiyorlardı.

Orada bulunanların büyük çoğunluğu, dini törenin bir an önce başlayıp bitmesini ve kendi dünyalarına geri dönmeyi bekliyormuş gibiydiler. Ölen kişiye son görevden çok, kalanlarla olan ilişkileri sıcak tutma arzusu hakimdi avludakilere. Hatta bazıları orada bulunmayı neredeyse bir ayrıcalık olarak görüyor, varlıklarını diğerlerine göstermek, tanınmak için çabalıyorlardı. Birbirlerine kartlarını uzatanlar, gelecek hafta için iş yerlerinde randevu verenler bile oldu.

Havanın tuhaf dinginliği insanların üzerine yapışıyor, sıkıntısız ve sakin görünen hava yağmuru çağrıştırmamasına rağmen, yağmur bekleniyormuşçasına şemsiyeler hazır tutuluyordu. Camiinin büyük avlusu gelenleri ağırlamaya ancak yetiyordu. Kimi yüzlerde keder okunurken, kimileri diğerlerini izlemekle vakit geçiriyor ve bu yaptıkları fark edildiğinde hemen acılı bir yüz ifadesi ediniveriyorlardı kendilerine. Dini tören henüz başlamamıştı. Birbirlerini tanıyanlar kucaklaşıyor, birbirlerine başsağlığı diliyorlardı. Tabutun etrafında toplananların sayısı giderek artıyordu. Birazdan, hocanın konuşması avluya hakim olacaktı.

Sonbahar tüm asaletiyle cenaze törenine gerektiği gibi ev sahipliği yapıyordu. Ne yaz mevsiminin can sıkıcı sıcağı, ne de kış aylarının vurdumduymaz soğuğu! Sonbahar ölmek için en uygun mevsimdi herhalde.

Her cenazede olduğu gibi, hayatın kısalığından, hiçbir şeyi kafaya takmamak gerektiğinden dem vuruldu. Daha sık görüşme kararları alındı. İş, güç boş şeyler, baki olan dostluktur denildi. Hayatla ilgili yeni kararlar alındı ve…

Herkes hayatına geri döndü.