Dün Nişantaşı'ndaydım. İnanılmaz bir trafik vardı. Arabada kalırsam randevuma geç kalacağım kesindi. Nasıl olsa hava güzel deyip indim arabadan ve yürümeye koyuldum.

Araç trafiği bir yana, yaya trafiği de hatırı sayılır ölçüde kaplamıştı yolları. İster istemez çevredekilerin konuşmaları birbirine değiyordu.

Önce, arkamdan yürüyen iki kadının vitrinlerle ilgili yorumları çalındı kulağıma. Ardından yan tarafımda yürüyen iki kızın, Avrupa Yakası karakterlerinden biri gibi 'yani'si bol konuşmaları çınladı kulağımda. Gülüp yoluma devam ettim. Hava güzeldi, insanlar mutluydu bir şekilde.

Az ötede sandviççi dükkanın önünde ortaokulda okuduklarını tahmin ettiğim iki çocuk ilişti gözüme. Hararetli hararetli konuşuyorlardı. Bu kez istemeden değil, isteyerek kulak kabarttım onlara. Biri ötekine disiplin cezasının hiç de önemli bir şey olmadığını, korkmaması gerektiğini anlatıyordu.

Beriki gayet pişkin bir ifadeyle zaten korkmadığını, alt tarafı ailesinin okula çağrılacağını söylüyordu. Demek ailesinin okula çağrılmasından dolayı herhangi bir utanç duymuyor diye düşündüm. Hani neredeyse ailesinin okula gelmesinden sevinç duyacak dedim kendi kendime.

Tam adımlarımı hızlandırıp onları geçecektim ki şöyle dedi disipline çağrılan çocuk: 'Biliyor musun, bizimkiler hiç okula gelmedi.'Öteki hiç şaşırmamıştı. 'Beni babam bir kez bile okula bırakmadı.' Dedi o da.

Neden sonra bambaşka bir konuya geçtiler ve karşı kaldırıma doğru yürümeye başlayıp uzaklaştılar.

Kaldırım kafelerinde oturup paparizzilere poz veren süslü insanların önünden geçtim. Ne havanın güzelliği, ne de bu süslülerin komik tavırları neşemi geri getiremedi. Ailesinin ilgisini disiplin cezası yoluyla da olsa çekebildiğine sevinen çocukla, babası tarafından okula bir kez olsun bırakılmamış olan çocuğun konuşmaları adeta mideme oturdu.

Çocukluk yaralarının geçmediğini, bütün hayatları boyunca onları kara bir gölge gibi takip edeceğini bildiğimden üzüntüm biraz daha arttı. Ve gazetede okuduğum, her gün 24 çocuğun yeni bir suça karıştığı haberi bir anda anlam kazandı.

Hava güzeldi. İnsanlar kocaman kahkahalar atıyorlardı. Çocukluk yaraları ise asla kapanmıyordu.