Eurovision aylarına girdik yine. Bizi kim temsil etmeli? Kim etmemeli? Kim imajımıza olumlu katkıda bulunur, kim zarar verir? Kim Türkiye’nin aydınlık yüzünü(!) Avrupa’ya en güzel şekilde gösterir, kim bizi rezil eder?
Bütün bu geyik muhabbeti aylarca döner artık.
Geçen gün, Eurovision adaylarımız arasında adı geçen Şebnem Ferah’ın TRT’den gelen teklifi kabul etmediğini okuyunca ferahladım. Yıllar geçtikçe daha da bir sulu, cıvık hale gelen Eurovision’la Şebnem Ferah’ı ben de bağdaştıramamıştım.
Artık müzikle ve kaliteyle ilgisi kalmamış, tamamen şova, makaraya dönüşmüş bu yarışmayı hala neden bu kadar ciddiye alıyoruz bilmiyorum. ‘Avrupa Avrupa duy sesimizi’ ruh halinden çıkıp, biraz da biz işi eğlenceye dökelim diyorum.
El alem Eurovision’la dalgasını geçer, bu yarışmayı ‘kabare’ izler gibi izlerken, bizim hala Eurovision’u ‘imajların çarpıştığı bir er meydanı’ sanmamız, kendi kendimize ‘temsil ve tanıtım krizleri’ne girmemiz biraz komik kaçıyor.
‘Peki kim gitsin o zaman?’ derseniz, aklıma ilk Huysuz Virjin, Ajdar ve Ciguli gibi isimler geliyor.
Biraz da biz eğlensek fena mı olur dersiniz?
