Dört yaşındaki bir kız çocuğu, önündeki masanın üzerine bir adet şeker konularak bir odada yalnız bırakılıyor. On beş dakikalık süre içinde önündeki şekeri ‘yememeyi’ başarabilirse, kendisine bir şeker daha verileceği ve bu kez iki şekeri de yiyebileceği söyleniyor. Eğer bu on beş dakika boyunca şekeri yeme isteğine karşı koyamazsa, masanın üzerindeki zili çalması söyleniyor.
Ve bu şekeri yerse, başka bir şeker alma hakkını kaybedeceği de açıkça belirtiliyor. Odada yalnız bırakılan küçük kız şekeri yememek için büyük mücadele veriyor. Son dakikalarda şekeri görmemek için elleriyle gözlerini kapatıyor ve on beş dakika dayanmayı başararak ikinci şekeri de elde ediyor. Son derece basit görünen bu test, aslında bireylerin gelecekte elde edecekleri mutluluk ve başarıları konusunda bizlere ipucu veriyor. Stanford Üniversitesi, şeker testi yaptığı bu çocukları, otuz yıl boyunca takip ediyor ve şu sonuçlara varıyor:
1. IQ seviyesi ile iradeye hakim olma gücü arasında pek bir bağlantı yok. Hatta bazı ‘en zeki’ çocukların bu testte en kolay su koyverenler olduğu görülüyor.
2. Kafasına koyduğu hedefe ve önüne konulan ödüle ulaşabilmek için iradesine hakim olmayı başaran çocukların, ileriki hayatlarında daha mutlu ve başarılı bireyler oldukları görülüyor. Şekeri yememeyi başaran çocuklar, büyüyüp yetişkin olduklarında stresle mücadele etme, kendilerini mutlu edecek işlerde çalışma, sıkı arkadaşlıklar kurma konularında çok daha başarılı oluyor ve alkol ya da uyuşturucu gibi problemlerle çok daha az oranda karşılaşıyorlar. Bu test sonuçları çocuk yetiştirme konusunda hassas olan ebeveynleri özellikle mutlu ediyor. Ne de olsa IQ, doğuştan sahip olunan ve sonradan geliştirilmesi zor bir özellik. Oysa ‘nefsine hakim olabilmek’ ve ‘iradeyi sağlamlaştırmak’ sonradan öğrenilebilecek, geliştirilebilecek özellikler.
