Malumunuz, resmi tarihten başka bir tarih anlayışı olmayan bir milletiz biz. Tarih kitaplarında yazan savaş ve kahramanlık hikayelerinden öteye geçememiştir tarih bilgimiz. Resmi tarihin dışından gelen bilgilere pek yüz vermeyiz. Yüz vermemekle kalsak iyi, bir anda hepimiz birer tarih profesörü kesilip 'Bu yazılanlar yalan ve dedikodudan ibaret' diyerek işin içinden çıkıveririz.
Tabii bu eleştirileri yapabilmek için söz konusu kitabı en azından bir okumamız gerektiğini hiç düşünmeyiz. Es kaza, kitabın yazarı bir gazeteye röportaj verir de kitaptan bir iki cümle aktarırsa, bu bize yeter de artar bile. Bir hışım, röportajı veren yazara ve yayımlayan Yazı İşleri Müdürü'ne bir dava patlatıveririz. Hele de kitabı yazan bir kadınsa değmeyin keyfimize!
Kadın dediğin öyle boyundan büyük işlere kalkışır mı hiç! Tarih yazmak kadınlara mı kalmış! İpek Çalışlar Hanımefendi hangi cüretle 'Latife Hanım' kitabında, Atatürk'ün Topal Osman'ın suikastinden çarşafın altına saklanarak kurtulduğunu yazmış?
Mücadele dediğiniz, kılıç kalkanla olur. Erkek adam öleceğini dahi bilse bir kadının çarşafının altına saklanmaz. Bir kadının giysilerine bürünmek, ölmekten daha beter bir şeydir. Atamız için 'çarşafın altına saklandı' demek tüm Türk ulusuna hakarettir. Ey vatandaş, kim ki şanlı savaş tarihimizin kahramanlık öykülerine aciz bir kadının elini değdirir, bilmelidir ki tarih erkekler tarafından yaratılan ve yazılan bir hikayedir.
