Türkiye'nin hatırı sayılır zenginlerinden birinin evindeyim. Bazıları için ancak Brezilya dizilerinde görülebilecek bir hizmetliler ordusunun olduğu bir ev burası. Olabilir, durumları müsaittir, istedikleri kadar kişiyi çalıştırırlar. Buna kimse bir şey diyemez. Zaten bunda bir sorun da yoktur. Ama ya bu insanların çalışma şartları? Maruz kaldıkları muameleler? İşte burada sorgulanması gereken bazı noktalar var.

Ev sahibesinin söyledikleri günlerdir kafamdan çıkmadığı için bu konuda bir şeyler çiziktirmek bana farz oldu desem yeridir. Hanımefendi şöyle buyurmaktadır: 'Bu işçi milletine yüz vermeye gelmez. Yoksa tepene çıkıverirler. Ben asla bir yemek 3 günlük olmadan onlara yedirmem. Odalarına televizyon falan koymam. Sabah altıda kalkarlar, gece yarısına kadar çalışırlar.'

Bu kadar da olmaz diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Daha neler neler var…Komşu ülkelerden çalışmaya gelen kadınların aileleriyle mektuplaşmalarına izin vermeyenler, kocalarının gözüne hoş görünür diye makyaj yapmalarını yasaklayanlar, köşeye bucağa pirinç tanesi atıp temizliği yeterince düzgün yaptı mı diye denetleyenler…

Anlayacağınız kölelik bitmemiş. Sadece şekil değiştirmiş. Acaba bazı yeni zenginler(ayıptır söylemesi 'sonradan görmeler') sözde asaletlerini, eskiden kalma bu asil-köle ilişkisiyle mi onaylatma peşindeler?