Ayşe Hanım avukat olmasına rağmen temizlik ve yemek konusunda iddialıymış. Hijyene çok önem verirmiş, yemek yapmayı da çok severmiş. ‘Patlıcan oturtma’, ‘musakka’ ve ‘karnıyarık’ı çok iyi yaparmış. Kadınların bakımlı olması gerektiğine dikkat çeken Türkmenoğlu, ‘Ev kıyafetiyle dışarı çıkılmaz.’ diyormuş.

Halide Hanım ise yemek yapmayı beceremediğini, terzilik sertifikası olduğu halde fermuar dikmekten nefret ettiğini söyleyebilecek kadar açık sözlü davranmış. ‘Erkeklerin bile kuaföre bu kadar çok gittiği bir zamanda, biz gitmezsek ayıp olur. Ben her gün kuaförüme giderim.’ demiş.

Ayşe Hanım, Halide Hanım dediğime bakıp annemin arkadaşlarından bahsettiğimi falan sanmayın. Biri AKP Konya Milletvekili Ayşe Türkmenoğlu, diğeri AKP İstanbul milletvekili Halide İncekara. İkisi de son derece eğitimli, başarılı ve alanlarında kendini ispat etmiş kadınlar. Mecliste yer alan pek çok erkek vekilden daha donanımlılar. Ne var ki, sırf kadın oldukları için temizlik, yemek ve bakım konulu sorularla muhatap olmak zorunda kalıyorlar.

Oysa, 72 yıl sonra Konya’dan Meclise girmeyi başarmış ilk kadın olan Türkmenoğlu ile uzun yıllar dernek ve vakıflarda faal olarak çalışmış olan İncekara’nın eminim ki anlatacak çok daha önemli konuları var. Kadın olarak bir yerlere gelmenin oldukça zor olduğu ülkemizde, bu kadınlar vekil olabilmeyi başarmışlar.

Onca mücadeleyi ‘Hangi yemeklerde iddialısınız?’ ya da ‘Haftada kaç gün kuaföre gidersiniz?’ sorularına muhatap olmak için vermediklerine göre, çözülmesi gereken sayısız sorunun olduğu bir ülkede, kadın vekilleri bu patlıcan yemekleri ve dikiş nakıştan ibaretlermiş gibi göstermek niye?