Ahmet Hakan bir yazısında Yaşar Kemal’le Orhan Pamuk arasındaki farklara değinmiş: Orhan Pamuk burjuva çocuğuymuş, Yaşar Kemal anacağının iç gömleğine diktiği bozuk paralarla İstanbul’a gelip banklarda yatıp kalkmış. Orhan Pamuk’un ağabey kompleksi varmış, Yaşar Kemal’in Çukurova kompleksi. Orhan Pamuk evin salonunda volta atarmış, Yaşar Kemal mahpushane voltası, Orhan Pamuk Nişantaşı çocuğuymuş, Yaşar Kemal Anadolu çocuğu.
Anlayacağınız bir zamanlar birileri tarafından vatan haini ilan edilen Kemal şimdi kıymetli olmuş. 1980 ihtilalinde evinde ‘İnce Memed’ kitapları olduğu için insanların göz altına alındığı unutulmuş. Niye? Pamuk bir yabancı gazeteye memleketimiz aleyhine açıklamalar yaptı diye mi? Pamuk bu açıklamaları yapmadan Nobel alsaydı memleket onu bağrına mı basacaktı sanıyorsunuz?
Biz Pamuk’un bir ‘birey’ olarak durmasından rahatsız oluyoruz. Komüniter bir toplum olduğumuz için, onun liberal bir şekilde ve tek başına durmasına tahammül edemiyoruz. Resmi ideolojinin istediklerini söylesin, Fransa’ya gidip protesto yapsın, itaatkar bir Türk vatandaşı olsun istiyoruz. Kısacası, bir entelektüel olan Pamuk’u devlet sanatçısı kadrosuna almak istiyoruz.
Ama bütün bunları yaparken bir şeyi kaçırıyoruz. Bugüne kadar Nobel’e yakın duran kaç adayımız oldu? Yaşar Kemal, Nazım Hikmet ve Orhan Pamuk. Resmi ideoloji hangisine sıcak baktı? Peki bugüne kadar Nobel’i alanlara bir bakın. Hangisi döneminin muhalif bir ismi değildi? Demek ki bu iş böyle. Devlet sanatçısı mantığıyla Nobel’in mantığı örtüşmüyor. Çünkü Nobel bireylere veriliyor, devletlere değil. Eh bu da birey olanlardan hoşlanmayan milletimizin işine gelmiyor. Anlayacağınız Nobel bizi bozuyor.
