Çocukken arkadaşlarımızla kolkola girer, ‘Önümüze gelene bir tekme’ diye bağırıp tekmeler atmak suretiyle bir oyun oynardık. Bu anlamsız oyunu niçin oynadığımızı bilmezdik. Şimdi büyüdük, ‘Önümüzü gelene bir dava’ oyunu oynuyoruz. Artık aklımız erdiği için anlamsız oyunlarımıza açıklamalar getirmeyi beceriyoruz. ‘Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veaşağılama’ deyip işin içinden çıkıveriyoruz.

Dünyanın en önemli sümeroloğu olduğu söylenen 92 yaşındaki Muazzez İlmiye Çığ’a söylediklerinden dolayı bir dava patlatıveriyoruz. Niçin? ‘Vatandaşlık Tepkilerim’ adlı kitabında ‘Madem imam nikahıyla seks serbest, o zaman camilere aşk odası açalım’ dediği için. Bana sorarsanız ‘densizlik’ etmiş. Hatta saçmalamış. Ama kendi görüşüdür, hoşuma gitsin veya gitmesin, istediğini söylemekte özgürdür.

İşte özgürlük böyle bir şeydir. Özgürlüğün bir bedeli varsa, o da budur. Büyük düşünür Voltaire ‘Söylediklerinize katılmıyorum. Ancak düşüncelerinizi özgürce dile getirmeniz için mücadele etmeye hazırım.’ derken tam da bunu kastediyordur.

Benim görüşümden olmayanlar yargılansın’ mantığı yanlıştır. Bilimsel konular bilimsel düzlemde, siyasi konular siyasi düzlemde tartışılmalı, ama kimse söylediklerinden dolayı hapis istemiyle yargılanmamalıdır.

‘Önümüze gelene bir dava’ oyunu en az ‘Önümüze gelene bir tekme’ oyunu kadar anlamsızdır.