Geçtiğimiz hafta, bir araştırma sonucundan yola çıkarak, ev kadınlarının yüzde ellisinin AKP'ye oy verdiğini yazmıştım.
AKP'nin en fazla oyu ev kadınlarından aldığını belirtmiştim. 'Yönetim kadrolarında kadınlara yer vermeyen, ataerkil ve muhafazakar bir parti olan AKP nasıl oluyor da ev kadınlarından bu kadar oy alabiliyor?' diye sormuştum.
Konuyla ilgili en gerçekçi yorumlar uzmanlık alanı 'Toplumsal Cinsiyet ve Siyaset Bilimi' olan Setenay N. Doğan'dan geldi: 'Tek tek evleri gezerek, dikiş seti vs. dağıtıp, pasta börek yiyerek siyaset yapma geleneği 90'lı yıllarda Refah Partisi tarafından başlatıldı. 93'te Refah Partisi seçimi kazandığında kimse bunun nasıl olduğunu anlayamamıştı. Oysa parti, gücünü tam da bu tip siyasetten, yani yüz yüze ve gayriresmi şekilde kurulan bu örgütlenmeden alıyordu.'
Setenay N. Doğan ev kadınları üzerinden siyaset yapma mirasını AKP'nin devraldığını, özellikle Anadolu'da bu şekilde müthiş bir ağ kurduğunu söyledi. Partinin aktif yönetim kadrolarına giremeseler de, bu kadınların 'particilik' yoluyla sosyalleşip evlerinden çıkma şansı yakaladıklarını, bu şekilde kendilerini işe yarar hissettiklerini belirtti.
Kimbilir belki de çocuğuna iş bulunur ümidiyle sandığa gidiyordu biri, kocasının ataması gerçekleşir diye umuyordu diğeri… Çok mu önemliydi kapısına hangi partinin geldiği?
