Yeni neslin belki de en büyük eksiği ‘sabırsızlığı’. Onların suçu yok aslında. Ne de olsa, dünyada son otuz yılda yaşadığımız değişim, belki de dünyanın başlangıcından beri yaşadığımız değişimden fazla.

Hız, hepimizin başını döndürüyor. Bilgi, üstümüze oluk oluk akıyor. Ne ki, duygularımız, içinde yaşadığımız teknolojik çağın hızıyla paralel ilerleyemiyor. Hal böyle olunca, duygular güdük kalıyor, ‘derinleşme’ yaşanamıyor.

Genç ruhlar her şeye, hemen sahip olmak, hemen tüketmek ve bir sonrakine geçmek istiyor. Bu durum hem iş hayatlarını, hem özel hayatlarını hem de sosyal hayatlarını kötü etkiliyor. İş hayatında sabredemiyor, sebat edemiyor, daldan dala atlıyorlar. İlişkilerinde sabredemiyor,  yüzeysellikle ve hızla yaşadıkları ilişkilerini kısa zamanda tüketerek üst üste hayal kırıklığı yaşıyorlar.

Oysa ‘Sabırsız ruhlar, her zaman darlık içindedir’. Her şeyi hemen istedikleri için, her şeyden çabucak rahatsız olurlar.

Sabrın başarıdaki payı hep bilinirdi ama herhalde hiçbir zaman şimdi olduğu kadar önemli ve ‘kritik’ olmamıştı. Her neslin imtihanı farklı tabii. Şimdiki neslin en zor ‘imtihanı’, hiç kuşkusuz ‘sabır’la.

Şimdi en zor olan şey ‘sabırlı olmak’ ve başarının anahtarı tam da burada, ruhu terbiye ederek ona sabrı öğretmekte…