SAHİBİNİ KAYBEDEN EMZİK

'Bir tek çocuğun hayatını kurtarabileceğimi bilsem, vatanımdan, bayrağımdan, dinimden, ırkımdan vazgeçerim'. diyor yazar Ahmet Altan.

Ve soruyor 'Yarın sabah yapılacak ilk saldırıda ölecek ilk askerin kendi oğlu olduğunu bilerek kaç siyasetçi, kaç general savaş kararı verirdi? Kimin için bir toprak parçası çocuğundan daha önemli? Yeryüzünde insan evladından daha önemli bir toprak parçası var mı? Hangi kutsal kitapta 'çocukları öldürün' diye yazıyor?'

Ama çocuklar ölüyor. Emziğinin zinciri giysisinin üzerinden sarkan bebekler ölüyor. Yavruları ölen anne babalar dünyadaki bütün acıların toplamından daha fazla bir acıyı yüreklerinde taşımak zorunda kalıyor. Acıları nefret ve kine bulanıyor. O nefret ve kin yüzyıllardır süregelen düşmanlık duygularını perçinliyor.

Ve savaşlar beraberinde yeni savaşları getiriyor. Hiçbir savaş, savaşı bitirmeye yetmiyor. Barışı sağlamak için savaş çıkarmak zavallı bir bahane olarak sırıtıyor. Çünkü kan, kanla temizlenmiyor. Kendi çocuklarını korumak için başkalarının çocuklarını öldürmek hiçbir şeyi çözmüyor.

En acısı ise olan biteni izleyip, hiçbir şey yapamamak oluyor. Ne hissettiklerim, ne de kelimelerim bir şeyi değiştirebiliyor. Çaresizliğim içimi kemirip duruyor. Vatan, din, bayrak, ırk kelimeleri ise her gün başka çocukların hayatına mal oluyor. Her gün başka bir emzik bu şaşaalı kelimelerin altında kalan sahibini kaybediyor…