Yok, bu iş böyle olmayacak. Biri çıkacak 'Sen eşini hiçbir bir yere götürmüyorsun' diyecek, öbürü ona 'Benim eşim sepet değil' diyecek, başka biri çıkacak 'Kadınlarımızı siyasi malzeme haline getirmeyelim' diyecek. İdeal siyasetçi eşinin sepet modelinin mi, büfe aksesuarı modelinin mi, susarak konuşanının mı makbul olduğuna bir türlü karar verilemeyecek.

İspanya'dan, Danimarka'dan vazgeçtim, Ruanda'da, Mozambik'te, Namibya'da bile kadınların siyasette temsil oranı yüzde 30'ların üzerinde iken, Türkiye'de bu oran yüzde 4.4 de kaldığı müddetçe, kadın siyaseti, siyasetçi eşleri üzerinden yapılmaya mahkum olacak.

Kadınlar siyaset sahnesinde sadece eş durumundan var olabildikleri sürece, bu geyik muhabbeti devam edecek. Kiminin siyasete fazla bulaşması eleştirilecek, kiminin susarak konuşması laf olacak, kiminin elbisesinin kurdelesi gündeme oturacak.

Kadınlar siyasette aksesuar olmaktan çıkıp birey olarak yer almadıkları takdirde hep bir boşluk olacak ve bu boşluk siyasetçi eşleriyle doldurulacak. Kadından sorumlu devlet bakanları bile kadın sorunlarıyla uğraşmak yerine siyasetçi eşleri hakkında konuşacak.

Üstelik bütün bunlar giderek daha da magazinel boyuta gelecek. Bir bakmışsınız hangi siyasetçi eşinin hangi yemeği daha güzel pişirdiği konuşulacak.