Her şey bir annenin feryadıyla başladı. ‘Vatan sağolsun diyemiyorum’ diye ağlayan bir şehit annesinin sözleriyle…Ancak annelik bir tek şehit analarına mahsus bir mertebe değildi. Ece Temelkuran’ın da dediği gibi ‘Tutuklu anaları, Cuma anaları ve sistemin yükünü omuzlayan analar var. Bu anaların çocuklarından başka kaybedecek hiçbir şeyleri yok. Onları da kaybettiklerinde korkacak hiçbir şeyleri kalmıyor. Bu analar başta siyasi iktidar olmak üzere herkesi korkutmalı’ydı.

Ne var ki bu cümleler Ece Temelkuran ya da Perihan Mağden gibiler tarafından söylendiğinde kimsenin hoşuna gitmiyordu. Bu kadınlara neredeyse vatan haini gözüyle bakılıyordu. Fakat hiç beklenmedik bir şey oldu. Devletçi gelenekten gelen ve bir sağ partinin lideri olan Mehmet Ağar ‘ Şehit annesinin 'vatan sağ olsun diyemiyorum' feryadına siyasetçi kulağını kapatamaz.’ diyerek annelerin acısını paylaştığını ifade etti. Üstelik son derece cesur bir çıkış yaparak, iktidara geldiği takdirde askerin konuşmasına gerek kalmayacağını söyledi.

Sivil politika yapmanın ‘Survivor’ yarışması kadar zor şartlar altında gerçekleştiği memleketimizde, bir siyasetçinin, hem de geleneksel sağdan gelen bir siyasetçinin bu çıkışı Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt’ı oldukça şaşırttı ve bu şaşkınlığı kendisine şöyle bir cümle kurdurttu ‘Sayın Ağar anaların feryatlarını duyduğunu söylüyor. O herhalde cumartesi analarının feryadını kastediyor.’ Oysa Ağar bütün anaları kastediyordu. ‘Yüreğinde evlat sevgisi, acısı olan hiçbir annearasında ayrım yapmam’ diyordu.

Bunca ölüyü sırtlarında taşıyanlar annelerdi. Anneliğin Cuma’sı, Cumartesi’si yoktu. Tanıl Bora’nın on sene önce yazdığı cümleler geçerliliğini koruyordu, hala ‘ Milletin anasını bölüklere ayırıp ağlatıyorlar, onları birbirleriyle yarıştırıyorlar ve millete seyrettiriyorlar …’dı.

Üstelik bu anneler ne bir dava, ne bir ülkü, ne de memleket uğruna kurban etmişlerdi evlatlarını. Yani bir anne, bir diğerinden daha meşru değildi. İki tarafın da acısı eşitti. Kimbilir belki bir gün birileri bunu anlar ve sivil siyaseti kendi haline bırakırlardı.