Bundan seneler önceydi. İtalyan gazetecilerden oluşan bir grubu İstanbul’un tarihi yarımadasında gezdirmekle görevliydim. Buluştuğumuzda ilk söyledikleri ‘Biz Ayasofya’nın da, Sultanahmet Camii’nin de ne kadar güzel olduğunu biliyoruz. Ancak biz buraya bunlar için değil, Sulukule için geldik.’
‘Sulukule mi!’ Oraya hiç gitmemiştim. Öyle elinizi kolunuzu sallayarak girebileceğiniz bir yer olmadığını biliyordum. O dönemin belediye başkanı Sulukule’de düzenlenen eğlenceleri yasakladığı için orada yaşayanların tek gelir kaynaklarından mahrum kaldığını, bundan dolayı fuhuşun hortladığını duymuştum. İtalyanlar, Sulukule’ye girip çekim yapamayacaklarsa döneceklerini söylediğinde gaza geldim. ‘Tamam, ben sizi oraya götüreceğim’ deyiverdim.
Birkaç bağlantı sonucu ‘içerden’ birilerinin eşliğinde Sulukule’ye kalabalık bir grup olarak girdik. İtalyanlar, daha ilk andan itibaren deklanşörlerine basmaya başlamışlar, Sulukule’yi bir film seti gezer gibi gezmeye koyulmuşlardı. Evet, Sulukule, rengiyle, dokusuyla, kokusuyla bugüne kadar gördüğümüz hiçbir yere benzemiyordu. Orada zaman geçmiş bir yüzyılda durmuş gibiydi. Ve oradaki çaresizlik ve fakirlik, memleketin en ücra köşelerinde bile yoktu.
Sulukule bugün ne halde bilmiyorum. Geçenlerde, dünyaca ünlü bir ‘gypsy punk’ grubunun kentsel dönüşüm kapsamında evleri yıkılan Sulukuleliler için bir şarkı yazdığını duydum. Gogol Bordello adındaki bu grup geçen sene Sulukule’yi gezmiş,Santral İstanbul’da bir konser vermişler ve internet sitelerinde bu mahalleye destek verdiklerini duyurmuşlar. Şu anda ABD turnesinde olan grup ‘Sulukule-Uyandır Komşunu’ adlı şarkılarını her konserinde söylüyormuş.
Eloğlu dünyanın bir ucundan, bizim burnumuzun dibindeki yeri şarkı yaparak oraya destek bulmaya çalışıyor, biz bilumum kanallarımızda Roman dansları yarışmaları düzenleyip, Roman dizileri çekerek çingene güzellemeleri yapıyoruz ama Sulukule’de ne olup bittiğiyle, oradaki insanların ne şartlar altında yaşadıklarıyla zerre ilgilenmiyoruz.
Desenize biz sadece göbek atmayı biliyoruz, daha ötesini, işimize gelmediği için aklımıza bile getirmiyoruz.
