Kısa adı BATEM. Bağımlılık Tedavi Merkezi. Tıpkı sigara, alkol, uyuşturucu gibi, aşk da bir tür bağımlılık olabiliyormuş. Yanlış olduğunu bildiği halde, ilişkiyi yaşamaya devam eden, o kişiden ayrılmayı ölümle eşdeğer addeden ‘aşk bağımlıları’burada tedavi ediliyormuş. Bugüne kadar, çoğu kadın, 100 ‘aşk bağımlısı’ bu merkezde şifa bulmuş.
Merak ediyorum, acaba tedaviyi bu kişiler kendileri mi talep etmiş, yoksa yakınları mı onları yaka paça(!) BATEM’e götürüp ‘Marazi bir aşka tutuldu. Tedavi edin hastamızı’ diye yalvarmış?
Öyle ya, her aşk bağımlısı tedavi isteyecek diye bir şey yok. Kimisi var ki, aşkını tam anlamıyla platonik bir şekilde yaşıyor, hatta bu aşkı adeta kimliğinin bir parçası olarak görüyor. Çevresine bakılacak olunursa böyle bir kişinin hayatına normal bir şekilde devam edebilmesi için ‘marazi’ bir aşkla tutulduğu kişiyi unutması gerekiyor. Ama o ‘Asıl onu unutursam hayatıma devam edemem ben. Ona duyduğum aşk bana yaşadığımı hissettiriyor’ diyor.
Kabul, ‘aşk’ insanda hastalıklı bir ruh hali yaratıyor. Ama işte, aşkı ‘aşk’ yapan tam da bu marazi tarafı oluyor. Bir Anna Karenina, bir Madame Bovary, bir Martin Eden aşk bağımlığının tedavi edilebildiği bir çağda yazılabilir miydi? Nietzsche, Lou Salome’ye duyduğu aşkını tedavi ettirebilseydi, ne kadar Nietzsche olurdu?
Kim bilir belki de tüm bu karakterler, kendinden vazgeçmeyi, aşkını tedavi ettirmeye yeğ tutardı…
