İslami kesimin aydınlarından gazeteci-yazar Ali Bulaç 'Bugün bilgi çok ucuz ve kolay ulaşılabilir bir hale geldi. Tıpkı modern kadın gibi. Modern kadına da bilgi gibi çok kolay ulaşılabilir.' şeklinde bir açıklama yaptı.

Bu öyle iddialı bir açıklamaydı ki, bunun üzerine birileri mutlaka bir şeyler yazıp çizecekti. Nitekim öyle de oldu. İlk yazı Hürriyet Gazetesi yazarı Mehmet Yılmaz'dan geldi.

Mehmet Yılmaz 'Gazetelerin üçüncü sayfalarına yansıyan haberlerde eşini aldatan, cinsel boyutu da olan değişik suçlara karışan türbanlı kadınlar da fazlasıyla mevcut. Şimdi bunlara bakarak türbanlı kadınlarla ilgili genelleme yapabilir miyiz? Yaparsak, bu kendi halinde ve kendine göre yaşayan türbanlı kadınların tümüne karşı bir haksızlık olmaz mı? Elbette biz böyle bir şey yapmayız.'diye yazdı.

Maalesef konu yine 'siz' ve 'biz' boyutuna çekildi. Mehmet Yılmaz 'modern kadın'ın savunucusu, Ali Bulaç ise 'türbanlı kadın'ın savunucusuymuş gibi oldu. Oysa belki de Ali Bulaç türbanlı kadınları da 'modern kadın' üst başlığı altına yerleştiriyordu. Modern kadın günümüz kadınıydı çünkü. Ve günümüz kadınının içinde türbanlılar da vardı. Bir kadının türbanlı olması onun modern olmadığı anlamına gelemezdi. En azından sosyoloji eğitimi almış olan yazarımız Ali Bulaç böyle bir yanılsamaya düşmezdi.

Demek ki Sayın Bulaç'ın söyledikleri yanlış anlaşılmıştı. Aslında o türban ayrımı yapmaksızın bütün kadınları kastediyordu. O zaman tartışma bir öncekinden daha geniş bir grubu, yani bütün kadınları kapsayan bu 'genelleme' üzerine yapılmalıydı. Ah bu 'genellemecilik' olmasaydı, bu insanlar yazacak ne bulacaklardı?