Bir milletvekili konuşurken bir diğeri arkadan ‘Çüş’ diye bağırır... Başka bir milletvekili, konuşması esnasında gelen tepkiler üzerine hiddetlenip elindeki bardağı kırar... Öfkeli taraftarların sahaya attığı su şişelerinden biri karşı takımın kalecisinin suratında patlar... Son günlerin şiddet tablosundan birkaç kare bunlar sadece... Hani biz çocuklarımızı internetteki, televizyondaki, sokaktaki şiddet olaylarından korumak istiyoruz ya... Hani çocuklarımız ve ailemiz ‘kutsalımız’ ya... Hani ‘eğitim’ şart ya... Alın size eğitim(!) Şiddet konusundaki başarılarımız(!) şöyle dursun, en az ‘şiddet’te olduğumuz kadar iddialı olduğumuz bir alan daha var: ‘Bireysel silahlanma’.
Silahlanma konusunda 178 ülke arasında 14. sıradayız. Türkiye’de her 100 kişiden 12’sinde silah var. Ve tabii ki bu kişilerin yüzde 96’sı erkek. Peki ne yapıyoruz bu silahlarla? Yüzde 23.5’ini aile içinde şiddet yarattığımız esnada, yüzde 33.8’ini tanıdıklarımız ve gönül ilişkilerimizdeki meselelerimizde kullanıyoruz. Ve içine silah karıştırdığımız olayların yüzde 64.5’ini ölümle sonuçlandırıyoruz. Şiddet kültürünü pekiştirmek için elimizden geleni ardımıza koymamaya devam ettiğimiz ve bireysel silahlanmada liste başına oynadığımız müddetçe ‘eğitim’miş, ‘bilinçlendirme’ymiş, ‘farkındalık yaratma’ymış hikaye... Üçüncü sayfa toplumu böyle olunuyor işte...
