Tamam, eğitim almak her vatandaşın hakkı. Tamam, genç bir kızın evde oturmasındansa başörtüsüyle de olsa üniversiteye gidip eğitim alması evladır. Peki ama tek sorunumuz başörtüsünü üniversiteye sokmak mıdır? Üniversiteden sonra kızlarımızı nasıl bir hayat beklemektedir? Örtülü veya örtüsüz, bu kızlar okul hayatları bittikten sonra çalışma imkanı bulabilecekler mi? Hadi buldular diyelim, aileleri veya eşleri çalışmalarına izin verecekler mi? Hadi verdiler diyelim, hak ettikleri ücretlerle mi yoksa düşük ücretlerle mi çalıştırılacaklar?
Çocuk sahibi olduklarında ne olacak? İş yerlerinde kreş olmadıktan sonra, çocuğu bakıcıya ya da anaokuluna verecek ekonomik imkan sağlanmadıktan sonra bu kadınlar nasıl çalışacaklar? Erkeklerin tipik lafıdır 'Senin maaşın çorap parana yetmiyor.' derler çıkarlar işin içinden. Kadın da çaresiz kalır, 'İyisi mi ben evde oturayım, çocuğuma kendim bakayım' der.
Demek istediğim, kadın sorunu sadece türban sorunu değildir. Türkiye'de her 100 kadından 25'i çalışmakta, bunların da sadece yüzde 25'i sosyal güvenlikten yararlanmaktadır. Yani yüzde 75'i kayıt dışıdır. Bugün Türkiye'de işsizlik oranı yüzde 9.7'dir. Bu oranın geçmiş yıllara kıyasla düşmesinin asıl nedeni insanların iş bulma umudunu kaybetmeleridir. İş talep etmekten vazgeçenlerin yüzde 70 gibi büyük bir oranı kadınlardır. En can alıcı olan ise 2003'ten bu yana AKP döneminde istihdam artış oranı yıllık yüzde 1.1 iken, kadın istihdamı gerilemiştir. 2003'ten bu yana 52 bin 400 kadın evinin yolunu tutmuştur.
Türkiye'nin demokratikleşme sorunu türbanda değil, bu gerçeklerde saklıdır.
